Cinler Ufolarla Uğraşıyor Mu

Paranormal varlıklara dair herşey

Yetkili: 3. Süper Moderatör, 2. Co-Admin, 6. VIP, b. Parapsikoloji MOD

Cinler Ufolarla Uğraşıyor Mu

İleti RockMerlin » 02 Ağustos 2015 17:58

UFO, kimliği bilinemeyen uçan cisimlere verilen genel isimdir. Peki UFO olarak görülen bu şeylerin aslı nedir? Bu olayların bir çoğu, gökyüzünde ışık saçan cisimlerin veya Güneş ışını gibi herhangi bir sebeple parlayan değişik cisimlerin UFO zannedilmesinden ortaya çıkar. Gezegen, deneme uçakları (örn. virol'ler), havâî fişekler, elipsoid bulutlar, ateştop biçimi yıldırımlar, kuyruklu yıldız, türlü manyetik türbülanslar, uydu, uçak ve benzeri insan yapısı taşıtlar, bu tür vizyonlar olarak sık sık karşımıza çıkar. Bu görüntülerin bir kısmını ise, insanın hayâlinden türeme illüzyon, halisünasyon ve toplu kitle hipnozu ile görülenler teşkîl eder.

Cinler ve UFO'lar

UFO görüntülerinin enteresan bir kısmı ise, cinlerin meydana getirdikleridir. Genellikle geceleri ortaya çıkan konuşan oğlak, merkep, yarasa, köpek, kurt adam, hortlak, cadı, karabasan, al karısı, peri gibi vizyonları çok duymuşuzdur. Bunların tamamının cinler tarafından planlandığı, şahsın rûhî yapısına ve hassasiyetine bağlı olarak ortaya çıktığı bilinmektedir. Çünkü cinler, yapılarında çok değişik görüntü oluşturma, istediği şekle ve biçime girme kâbiliyetinde yaratılmışlardır.

Enerji, bir hamur gibidir. Her şekle girer. Enerjiye kıl-şuur-zihin boyutu hâkimdir. Buna 5. boyut da deniyor. Bunu kendi bedenimizden de anladığımız gibi, maddeye enerjinin, enerjiye de mücerret (soyut) maddenin hâkim olup yönlendirdiğini fizik de bildirmektedir.

Cinlerin [bir kısmının] akıllı, hatta kurnaz olmaları, bu hüneri sergiliyor. Cinlerin bu tip kafa karıştırıcılıklarına kapılanlar, "spiritüalizm" adı altında şeytansı mezheplere rağbet etmektedirler. (Bknz. "Bilgi Kitabı" gibi. Bilgi Kitabı da kendilerini UFO ya da UZAYLI olarak tanıtan cinlerin, VESVESE kanalıyla yazdırılmış ÇELİŞKİLERLE dolu saçmalıklardan ibarettir. Cinlerin en bâriz özelliklerinden biri de mantıkî doğal olarak ya da bilinçli olarak saçmalamalarıdır. Bu gibi uydurma (UFO) tarikatleri, sadece İslam'ı bilmeyen insanlar için bir aldatmacadır. Daha doğrusu günümüz modernitesinin getirdiği materyalizmin kucağına itilen ve inançları, bir takım kasıtlı medya tarafından "zihin yıkama" ve "toplumsal propaganda" araçları kullanarak insanları fıtratlarında yaratılmış üzere oldukları din ve Allah'ı arama arayışlarından uzaklaştırma tuzaklarıdır. Günümüzün postmodern MANKURT'u olarak (11 ay Materyalizm'e tercüman , Ramazan'da Müslüman olan ) bu kasıtlı medya'nın bu yoğun beyin yıkama faaliyetleri sonucunda hâlâ fıtratlarında yaşamın anlamını ve amacını, Yaratıcı'nın fıtratlarına koymuş olduğu Allah'ı ve Gerçek'i arama dürtüsüyle bu gerçeği "Deniz'e düşen, yılana sarılır." misâli, dün Haçlı seferlerinde ve engizisyon mahkemelerinde DİN ADINA işledikleri onca katliamdan sonra bugün ortaya SEVGİ DİNİ diye lanse edilen, önceleri semâvî bir din ve öğretiyken sonradan insan eliyle tahrif edilen İNSANİ FELSEFELERE; Satanizm gibi toplumu yıkıcı sapkın öğretilere sarılmışlardır.

Özellikle cinlerin (Müslüman olmayan) bozuk kısmı -ki bunları Şeytânîler olarak nitelendirebiliriz- aldatmaya meyillidir. İnsanları yanlış fikirlere düşürmek için her metodu kullanır, onları aldatmak için zamana ve şartlara uygun olarak usuller seçerler. Bakarsınız karşımıza atalarımızın / dedelerimizin rûhu olarak çıkar ve rûh çağırma seansları ile bizimle dalga geçerler. (Müslümanlar için kullandıkları yöntemlerse kendilerini çoğunlukla evliyâ, Hz. Hızır ya da bir peygamber olarak tanıtmalarıdır. Zaten "Hz.Hızır'ı Çağırma Duası" ya da perileri, koruyucu meleklerimizi çağırma duası adı altında internetteki BİLGİSİZ kimi web sitelerinde CİN ÇAĞIRMA FORMÜLLERİ verilmesinin nedeni de budur. [Bu süflî / şeytânî cinler], yalan yanlış şeyler söyleyerek dinleyenlerin kafasını karıştırır, inançlarını sarsacak ve zayıflatacak şeyler telkine derler. Buna kapılanlar da bu işi ilâhî bir vecd içinde yaparlar (Yukarıdaki evliyâların kılığına girmeleri örneğindeki gibi). Bu moda geçince, "Uzaylı ve UFO" olurlar. Teknolojik görüntülere bürünerek ilgi ve merakı daha da kendilerine çekerler. Böylece "uçan daire ve uzaylılar" modası yaygınlaşır. Artık onlar, disk şeklindeki ışıklı bir yapı içinde seyahat eden acaib kılıklı, kısa boylu, çekik gözlü, tuhaf biçimli, yeşil renkli uzaylılardır.

İnsanların başka gezegenlere olan merakını çok iyi bildiklerinden, kendilerine başka gezegenlerden gelme süsü verirler. Hatta bazen insanlarla temasta bulunur ve güyâ kendi gezegenlerindeki şartlardan bahis açarlar. Böylece insanların merakı, hak dinden ve onun mesajlarından başka konulara, hatta başka tanrı ve inanç sistemlerine çevrilir. Şeytan'ın istediği de budur. Medeniyet, teknoloji bakımından daha gelişmiş, zekâ seviyesi daha yüksek uzaylılar gündeme getirerek; insanları oyalayacak, merak ve ilgiyi materyalist meselelere kanalize edecek yeni bir afyon daha bulmuştur.Spiritüalistler de artık bu modanın misyonerleridir.

Uzaylılar sahtekârlığının bizzat cinler tarafından tezgâhlandığı, yapılan pozitif deneylerle ortaya konmuştur. Bu uzaylılardan alınan polaroid filmlerin hem kızılötesi ışık (IR) altında, hem de normal ışık altında spektral analizleri yapılmıştır. Neticede spiritüalistlerin masasına gelen sözde rûhlar ile bu sözde uzaylıların aynı ışın yapılarına sahip olduğu ve birbirine tıpatıp uyduğu görülmüştür. Çünkü enerjikuant, spektroskopik cihâzlarla varlığını ve cinsini kolayca belirleyebileceğimiz yapılardır. Böylece uzaylı sahtekârlığını tezgâhlayanların akıllı enerjiler olması vesilesiyle, her şekle bürünebilen ve ışıklı görüntüler oluşturabilen cinler olduğu ortaya çıkmıştır.

Cinler, "madde dışı" varlıklar oldukları için, madde boyutu kavramında değildirler. Bu sebeple de bizim zaman boyutumuzun dışında kalırlar ve geçmişi bilebilirler. Cinlerin taşıdıkları perispiri yapısı, henüz bilinmeyen bir ışındır. Bazı yüce ruhlu insanlarda da mevcut olan bu hususiyet, onların istedikleri anda dünyanın herhangi bir yerinde bulunabilme kâbiliyetine ve hızına sahip olmalarını sağlar.

Kurân, madde gözüyle görülmeyen enerji âlemin varlıklarına cin adına vermektedir. Cinlerin özel kâbiliyetleri, onlara madde âleminde de görüntü ve tesir sağlamaktadır. Kurân'da [dumansız] ateşten yaratıldığı bildirilen ve enerji-kuant-ışık-elektromanyetik dalga yapısında olan cinler, insanlar gibi şuurlu ve idrâk sahibi varlıklar olup, onlar da imtihana tâbi tutulmaktadır. Kuant yapısında olduklarından ışık hızına yakın süratte bulunurlar. Aynen ışınlar gibi akıcı ve hareketli yapıları ile istenilen şekle bürünebilirler. perispiri adı verilen mahiyetleri, onlara maddeye benzer bir görüntü verir. Spiritüalistlerin rûh diye çağırdıkları veya "bedensiz varlık" diye adlandırdıkları yaratığının gerçek adı cindir. Cinler de aynen insanlar gibi varlığının kaynağını ve gücünü rûh'tan alırlar. Alemde, teşekkül ve mükemmellik yönünden insandan sonra gelirler.

Cinlerin Doğum ve Ölümleri

Cinlerin doğumları, perisperiye bürünmek şeklinde olur. Ölümleri de ölüm zamanları geldiğinde perisperilerinin yok olmasıyla olur. Cinler, kendilerinden birinin ölümünü, onun aralarında görülmemesiyle anlarlar. Ömürleri, bizim ölçülerimize göre [600 - ]1000 yılı bulur. Onların zaman birimine göre bu süre, 60-70 yıldır. Çünkü ışık hızının yaklaşık ™'u kadar bir sürate sahip olunduğu takdirde zaman, 14 defa yavaşlamaktadır ki, bu da 70 yılın 900 sene olan cinlerin ömrüne tekâbül etmesidir. Cinlerin geçmişi çok iyi bilmeleri, onların [bu] uzun ömürlü olmaları ile açıklanabilir.

Cinlerin ömrü ve yapıları, insana göre çok farklıdır. Ama şuur seviyeleri, insanınkinden düşüktür. Aralarında normal bir insandan daha üst şuurlular bulunabilir. Ama üstün bir insanla mukâyese edilirse, onların en üstünleri bile geride kalır. Karakter yapıları, zayıftır. Bu sebeple [de] olumsuz, düşük ve seviyesiz davranışlarda bulunurlar. Ama içlerinde gelişmiş ve fâziletli [Müslüman] olanları da vardır.

Umumiyetle en büyük özellikleri ve eğlenceleri, insanların zayıf taraflarından faydalanarak yanıltmaktır. insanları kendilerine tâbi kılmak, istediklerini yaptırmak ve kendilerine taptırmaktan büyük zevk duyarlar. Halbuki insan, cinlerin oyuncağı olmak için eğil; Allah'a kul olmak için yaratılmıştır.[1]

Resim

Alıntıdır.
RockMerlin
Müptela
Müptela
 
İleti: 3092
Kayıt: 10 Mayıs 2011 19:58
Cinsiyet: Erkek
Yaş: 17
Şehir: İstanbul

Re: Cinler Ufolarla Uğraşıyor Mu

İleti IQ2000 » 06 Ağustos 2015 15:02

Güzel emeğne sağlık kardeşim ama be bunu okuyunca aklıma su geliyor Kur'an da geçen bir sürü alemler var isimleri yazmaz , net bi sayısıda bilinmez ama Kur'an da 7000 küsür alem oldugu geçiyor simdi sen dine göre bir yazı oluşturduğun için bende böyle bir soru sormak istedim.Sorum da şu eğer uzaylı dediğimiz şey cinler ise geri kalan alemleri bana sayabilirmisin çok memnun olurum.[Not:Bazı sapık ilahiyatçılar gibi sinekler bir alem köpekler bir alem demezsende sevinirm]
Kullanıcı avatarı
IQ2000
Yakından İlgili
Yakından İlgili
 
İleti: 321
Kayıt: 20 Mart 2012 20:50
Konum: Space
Cinsiyet: Erkek
Yaş: 26
Şehir:

Re: Cinler Ufolarla Uğraşıyor Mu

İleti IQ2000 » 06 Ağustos 2015 15:02

Güzel emeğne sağlık kardeşim ama be bunu okuyunca aklıma su geliyor Kur'an da geçen bir sürü alemler var isimleri yazmaz , net bi sayısıda bilinmez ama Kur'an da 7000 küsür alem oldugu geçiyor simdi sen dine göre bir yazı oluşturduğun için bende böyle bir soru sormak istedim.Sorum da şu eğer uzaylı dediğimiz şey cinler ise geri kalan alemleri bana sayabilirmisin çok memnun olurum.[Not:Bazı sapık ilahiyatçılar gibi sinekler bir alem köpekler bir alem demezsende sevinirm]
Kullanıcı avatarı
IQ2000
Yakından İlgili
Yakından İlgili
 
İleti: 321
Kayıt: 20 Mart 2012 20:50
Konum: Space
Cinsiyet: Erkek
Yaş: 26
Şehir:

Re: Cinler Ufolarla Uğraşıyor Mu

İleti dejawu » 07 Ağustos 2015 11:10

Küçük bir düzeltme yapmak istedim kuran-ı kerimde 7000 değil 70.000 alemden söz edilir...
Kullanıcı avatarı
dejawu
Müdavim Aday Adayı
Müdavim Aday Adayı
 
İleti: 948
Kayıt: 02 Nisan 2011 13:36
Konum: ArT
Cinsiyet: Erkek
Yaş: 24
Şehir: Mersin

Re: Cinler Ufolarla Uğraşıyor Mu

İleti IQ2000 » 08 Ağustos 2015 11:22

Duzeltmen için teşekkür ederim
Kullanıcı avatarı
IQ2000
Yakından İlgili
Yakından İlgili
 
İleti: 321
Kayıt: 20 Mart 2012 20:50
Konum: Space
Cinsiyet: Erkek
Yaş: 26
Şehir:

Re: Cinler Ufolarla Uğraşıyor Mu

İleti RockMerlin » 08 Ağustos 2015 22:10

Şimdi öncelikle konu benim değil o sebepten bu açıklamaları yapamam. Ancak,
---Alıntıdır----

Yüce Allah bu konuları herkesin anlayamayacağını düşünerek bu Gayb sırlarının yarısını insanlardan gizlemesini emretti. Kalan yarısınıda ,Sahabe dostlarına azar azar 35 bin kelimelik sırları açıklamasını istedi. İşte 1381 yıl önce öğrenilen bu Gayb Alemlerinin yani 18 bin Alemlerin sırlarına (İlmi Ledün hikmet sırları) dendi.

------Alıntıdır.-----

Ve ayrıca şöyle bilgiler sunabilirim sana,

-----Alıntıdır.-----

Kainat içinde, Makro Evrenden, Mikro evrene kadar, 18 000 alem olduğu ve her birinde değişik canlı türleri yaşadığı bilinmektedir. Her Alem değişik bir dizayna ve boyuta sahiptir. Ve bu alemlerde onlara uygun formda yaratılmış nice bedenli ve bedensiz varlık yaşamaktadır.

18 000 Alem, Mevlana’nın eseri olan Mesnevi Kitabında şöyle açıklanır.:

1) -Mutlak değişmez, ezeli ve ebedi varlık, Tanrı Ruhunun bulunduğu psisik Alem

2) -Allahın zatı ile ilgili ilahi isimler-sıfatların oluşturduğu Ceberut Alemi

3) -Mana Alemi-rüya alemi, ahret Alemi denilen Atlas Göğü-7 kat göklerin Melekut Alemi

4) -Yıldızlar Göğü (Galaksiler)-7 kat yerler Aleminin Melekutu

5) -Satürn Göğü-ya da yörüngesi

6) -Jüpiter göğü -yörüngesi

7) -Mars göğü-yörüngesi

8) -Venüs Göğü-yörüngesi

9) -Merkür göğü-yörüngesi-

10) -Güneş göğü-yörüngesi

11) -Ay göğü-yörüngesi

12) -Dünya Atmosferi

13) -Dünya Denizleri

14) -Dünya Karaları-Toprağı

15) -Dünyanın Ateşten çekirdeği

16) -Dünyanın cansız madenleri

17) -Bitkiler Alemi

18) -Hayvanlar Alemi

Eski Alimlere göre, Tüm Alemler 18 grup dur. Her grup kendi arasında 1000 Alem alt grubuna ayrılır. Arapça’da en büyük asal sayı 1000 dir.

18 000 Alem:

1) -Boyut aleminde: Madenler, topraklar,su,ateş ve hava tabakası vardır.

2) -Boyutta: Bitkiler bulunur,

3) -Boyutta: Hayvanlar, İnsanlar bulunur. Dünya, ay,güneş, Samanyolu Yıldız sistemleri bulunur. Buna 7 kat yerler Aleminin melekutu denir.

4) -Boyutta: Cinler Alemi bulunur. Kabir ya da berzah alemi (Ahret Yurdu)

5) -Boyutta:7 kat Alt Cennet denen kutsal mekan

6) -Boyutta: Melei Ala denilen 18 Meleğin yönetici olduğu Meclis sonsuz cennet

7) -Boyut: Levhi Mahfuz Kader Tabelası, Kader kalemi denilen Evrensel kozmik şuurun, yada Aklı küll. Melekler Alemi-İlahi emirlerin çıktığı Alem

8) -Boyut: Kürsi Katı: Allah’ın 99 Esmaül Hüsnası - 99.ilahi isim ve 14 ilahi sıfat tan oluşan ceberut Alemi

9) -Boyut: Arşı Ala ve Tanrının bulunduğu psisik Alem.

Ferra ve Ubeyde gibi alimler dil üzerine yönelmiş bazıları alemi sadece akıllı varlıklardan ibaret görürler ve hayvanlar için bunun kullanılamayacağını savunurlar.

Bu düşünce içersinde akıllı ve düşünebilen yorum yapabilen varlıkların olması bizlere bahsi geçen bu 18 000 alem içersinde gezegenimiz dışında varolan dünya dışı zeki canlıların varlığına da işaret ettiğini açıkça söyleyebiliriz.

---------Alıntıdır.---------



Ve ayrıca son olarak şu videoya da bakmanızı öneririm elbette..

[youtube]https://www.youtube.com/watch?v=Qb7i62xuVK0[/youtube]

Link

https://www.youtube.com/watch?v=Qb7i62xuVK0


Umarım istediğiniz cevabı bulabilirsiniz.
RockMerlin
Müptela
Müptela
 
İleti: 3092
Kayıt: 10 Mayıs 2011 19:58
Cinsiyet: Erkek
Yaş: 17
Şehir: İstanbul

Re: Cinler Ufolarla Uğraşıyor Mu

İleti RockMerlin » 08 Ağustos 2015 22:16

Flood için özür dilerim, iki youtube linki de aynıdır. O sebepten zaman kaybetmeden direkt link olana bakınız.

Sonradan bulduğum birkaç yazıyı daha aktarmak istiyorum ayrıca.

-----Alıntıdır----

Kur’anda geçen “ rabbul alemin” tabirinde, alimlerimiz 18.000 alem demişler. Bu rakam kesretten kinayedir. Yani arap edebiyatında 7, 70, 700, 7000, 70.000 veya 18.000, 28.000 gibi sayısal ifadeler çokluğu ifade etmek içindir. Halbuki alimlerimizin çoğuna göre her bir insan her bir hayvan her bir bitki veya her bir melek her bir cin bir alemdir. Hatta her bir hücre başka hücrelere benzememesi dolayısıyla bir alemdir. İşte Allah “ alemlerin Rabbidir” veya “ey habibim! Seni alemlere rahmet olasın diye gönderdik” gibi kur’ani ifadeler tamamıyla tüm kainatı ve içindeki her bir hayat sahibin hatta cansızları da içerisine almaktadır.


ÂLEM: Bütün cihan. Kâinat. Dünya. Her şey. Cemaat. Halk. Cemiyet. Dehr. Hususi hal ve keyfiyet. Bir güneş ile ona tâbi olan ve etrafında devreden seyyarelerin teşkil ettiği dâire. (Cenab-ı Haktan gayrı mahlukata Âlem denmesi, mucidi olan Zât-ı Ecelle ve A'lâ Hazretlerini bilmeğe delâlette vesile olduğuna mebnidir. L.R.) (Semâvatta binler âlem var. Yıldızların bir kısmı her biri birer âlem olabilir. Yerde de her bir cins mahlukat, birer âlemdir. Hatta her bir insan dahi küçük bir âlemdir.( Rabbulalemin ) tâbiri ise, "Doğrudan doğruya, her âlem, Cenâb-ı Hakkın rububiyyeti ile idâre ve terbiye ve tedbir edilir" demektir. M.) Yani insanlar alemi - hayvanlar alemi - bitkiler alemi vs. şeklinde değil de , âlem kelimesini gruplandırabiliriz şöyle ki :


ÂLEM-İ ASGAR: Daha küçük âlem. En küçük âlem. İnsan. (Nasıl ki insanın anasırları, Kâinatın unsurlarından; ve kemikleri; taş ve kayalarından; ve saçları nebat ve eşcarından, ve bedeninde cereyan eden kan ve gözünden, kulağından, burnundan ve ağzından akan ayrı ayrı suları, Arz'ın çeşmelerinden ve mâdeni sularından haber veriyorlar, delâlet edip onlara işaret ediyorlar. Aynen öyle de, insanın ruhu, âlem-i ervahtan; ve hafızaları, levh-i mahfuzdan; ve kuvve-i hayaliyeleri, âlem-i misalden.. ve hakeza.. her bir cihazı bir âlemden haber veriyorlar. Ve onların vücudlarına kat'i şehadet ederler. L.)


ÂLEM-İ BERZAH: Berzah âlemi. Kabir âlemi. (Bak: Kabr)(Âlem-i ziyâ, âlem-i hararet, âlem-i hava, âlem-i kehriba, âlem-i elektrik, âlem-i cezb, âlem-i esir, âlem-i misal, âlem-i berzah gibi âlemler arasında müzahame ve yer darlığı yoktur. Bu âlemler, hepsi de, ihtilâlsiz, müsâdemesiz küçük bir yerde içtimâ ederler. M.N.)(Nass-ı Kur'anla, şühedânın, ehl-i kuburun fevkinde bir tabaka-i hayatları vardır. Evet şüheda, hayat-ı dünyevilerini tarik-ı hakta feda ettikleri için, Cenâb-ı Hak kemâl-i kereminden onlara hayat-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatı Âlem-i Berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar... Yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar... Kemâl-i saâdetle mütelezziz oluyorlar.. Ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar. Ehl-i kuburun çendan ruhları bâkidir, fakat kendilerini ölmüş biliyorlar. Berzahta aldıkları lezzet ve saâdet, şühedanın lezzetine yetişmez. Nasılki, iki adam bir rü'yada Cennet gibi bir güzel saraya girerler. Birisi rü'yada olduğunu bilir. Aldığı keyf ve lezzet pek noksandır. "Ben uyansam şu lezzet kaçacak" diye düşünür. Diğeri rü'yada olduğunu bilmiyor, hakiki lezzet ile hakiki saâdete mazhar olur.İşte Âlem-i Berzahtaki emvât ve şühedanın hayat-ı berzahiyyeden istifadeleri, öye farklıdır. Hadsiz vâkıatla ve rivâyatla şühedanın bu tarz-ı hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sâbit ve kat'îdir. Hatta Seyyidüşşüheda olan Hazret-i Hamza (R.A.), mükerrer vâkıatla kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi.. ve dünyevi işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vâkıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve isbat edilmiş. M.)


ÂLEM-İ CEBERUT: Âlem-i azamet ve kudret. (Bununla âlem-i esmâ ve sıfât kasdolunur. Muhakkıkların ekserisine göre bu, âlem-i evsattır. Yâni üstte olan Lâhut âlemi ile altta bulunan melekut âlemi arasındaki âlem. Amiriyyet-i umumiyyeyi muhit olan berzahtır. Ceberut, ibranice "kudret" mânasındadır).


ÂLEM-İ EKBER: En büyük âlem. Kâinat.(Şu kâinat denilen âlem-i ekber ve insan denilen onun misâl-i musağğarı olan âlem-i asgar, kudret ve kader kalemiyle yazılan âfâkî ve enfüsî vahdaniyet delâilini gösteriyorlar. Evet, kâinattaki san'at-ı muntazamanın küçük bir mikyasta, nümunesi insanda vardır. O daire-i kübrâdaki san'at, Sâni-i Vâhid'e şehadet ettiği gibi, şu insanda olan küçük mikyastaki hurdebini san'at dahi, yine O Sâni'a işaret eder, vahdetini gösterir. M.)

ÂLEM-İ EMİR: Sâdece bir emr-i İlâhî ile işlerin hemen olduğu âlem. Yaradılışa ait kanunlar âlemi.(Ruha bir derece müşabih ve ikisi de âlem-i emirden ve iradeden geldiklerinden masdar itibariyle ruha bir derece muvafık, fakat yalnız vücud-u hissi olmayan nevilerde hükümran olan kavânine dikkat edilse ve o namuslara bakılsa görünür ki: Eğer o kanun-u emri, vücud-u harici giyse idi o nevilerin birer ruhu olurdu. Halbuki o kanun daima bakîdir. Daima müstemir, sabittir. Hiçbir tagayyürat ve inkılâbat, o kanunların vahdetine te'sir etmez, bozmaz. Meselâ: Bir incir ağacı ölse, dağılsa; onun ruhu hükmünde olan kanun-u teşekkülâtı zerre gibi bir çekirdeğinde ölmiyerek baki kalır. İşte madem en âdi ve zaif emri kanunlar dahi böyle beka ile, devam ile alâkadardır. Elbette ruh-u insani, değil yalnız bekâ ile, belki ebed-ül âbâd ile alâkadar olmak lâzım gelir. Çünki: Ruh dahi Kur'anın nassıyla $ ferman-ı celili ile âlem-i emirden gelmiş bir kanun-u zişuur ve bir namus-u zihayattır ki; kudret-i ezeliyye, ona vücud-u harici giydirmiş. Demek, nasıl ki, sıfat-ı irâdeden ve âlem-i emirden gelen şuursuz kavanin daima veya ağleben bâki kalıyor. Aynen onların bir nevi kardeşi ve onlar gibi sıfat-ı iradenin tecellisi ve âlem-i emirden gelen ruh, bekâya mazhar olmak daha ziyade kat'idir, lâyıktır. Çünki zivücuttur, hakikat-ı hariciye sahibidir. Hem onlardan daha ulvidir. Çünki zişuurdur. Hem onlardan daha daimidir, daha kıymettardır. Çünki zihayattır. S.)(Maddiyattan olmayan, bilhassa mahiyetleri mütebayin olan bir çoklukta tasarruf eden bir zatın, o çokluğun herbirisiyle bizzat mübaşeret ve mualecesi lâzım değildir. Evet asker neferatı arasında bir kumandanın tasarrufatı, tanzimatı, ancak emir ve iradesiyle husule gelir. Eğer o kumandanlık vazifeleri ve işleri, neferata havale edilirse, her bir neferin bizzat mübaşeret ve hizmetiyle veya herbir neferin bir kumandan kesilmesiyle vücud bulacaktır. Binâenaleyh, Cenab-ı Hakk'ın mahlukatındaki tasarrufu, yalnız bir emir ve irade ile olur. Bizzat mübaşereti yoktur. Şemsin kâinatı tenvir ettiği gibi. M.N.)


)
ÂLEM-İ ERVAH: Ruhlar âlemi. Ruhların ve ruhanîlerin bulunduğu âlem. (Bak: Ruhaniyat)


ÂLEM-İ ESBAB: Sebepler âlemi. Her şeyin bir sebebe dayanarak olduğu âlem. Bu dünya.


ÂLEM-İ FÂNİ: Gelip geçici âlem, dünya.


ÂLEM-İ GAYB: Zâhir duygularımızla bilinemeyen ve ervah ve meleklere, cinlere mahsus olan âlem. Mâzi ve müstakbeldeki mahlukatın mânevi hayatlarının âlemi.(Her şeyin bâtını zâhirinden daha âli, daha kâmil, daha lâtif, daha güzel, daha müzeyyen olduğu gibi; hayatça daha kavi, şuurca daha tamdır. Ve zâhirde görünen hayat, şuur, kemâl vesaire ancak bâtından zâhire süzülen zaif bir tereşşuhdur. Yoksa bâtın câmid, meyyit olup da ilim ve hayatı dışarıya vermiş olduğuna zehaba ihtimâl yoktur. Evet karnın "miden", evinden; cildin, gömleğinden; ve kuvve-i hâfızan, senin kitabından nakş ve intizamca daha yüksek ve daha gariptir. Binâenaleyh, âlem-i melekut, âlem-i şehâdetten; âlem-i gayb, dünya ve âhiretten daha âli ve daha yüksektir. Maalesef nefs-i emmare, hevâ-i nefs ile baktığı için zâhiri hayatlı, ünsiyetli bir perde gibi meyyit ve zulmetli ve vahşetli zannettiği bâtın üstüne serilmiş olduğunu görüyor. M.N.)


ÂLEM-İ HÂB: Uyku ve rüyâ âlemi. Bazan âlem-i mâna, âlem-i misal, âlem-i nevm gibi tâbirler de kullanılır.


ÂLEM-İ İSLÂM: İslâm dünyası. İslâm milletleri. (Ey âlem-i İslâm, uyan! Kur'ana sarıl! İslâmiyete maddi ve manevi bütün varlığınla müteveccih ol! Ve ey Kur'ana bin yıllık tarihinin şehadetiyle hâdim olan ve İslâmiyet nurunun zemin yüzünde naşiri bulunan yüksek ecdadın evlâdı! Kur'ana yönel ve onu anlamaya, okumaya ve onu anlatacak, onun bu zamanda bir mu'cize-i manevîsi olan Nur Risalelerini mütalaa etmeğe çalış. Lisanın, Kur'anın âyetlerini âleme duyururken, hâl ve etvar ve ahlâkın da onun manasını neşretsin; lisan-ı hâlin ile de Kur'anı oku. O zaman sen dünyanın efendisi, âlemin reisi ve insaniyetin vasıta-i saadeti olursun! Ey asırlardan beri Kur'anın bayraktarlığı vazifesiyle cihanda en mukaddes ve muhterem bir mevki-i muallâyı ihraz etmiş olan ecdadın evlâdı ve torunları! Uyanınız, âlem-i İslâmın fecr-i sadıkında gaflette bulunmak, kat'iyyen akıl kârı değil! Yine âlem-i İslâmın intibahında rehber olmak, arkadaş kardeş olmak için Kur'anın ve İmanın nuruyla münevver olarak İslâmiyetin terbiyesiyle tekemmül edip hakiki medeniyet-i insaniye ve terakki olan medeniyet-i İslâmiyyeye sarılmak ve onu, hâl ve harekâtında kendine rehber eylemek lâzımdır. T.H.)


ÂLEM-İ KEVN: Varlık âlemi. Kâinat.


ÂLEM-İ KEVN Ü FESAD: Cismani âlem. Bir taraftan vücuda gelip, diğer taraftan da harab olan fâni âlem.


ÂLEM-İ MA'NA: Mâna âlemi, bazı ehline münkeşif olan âlem, mânen anlaşılan ve bilinen âlem.


ÂLEM-İ MELEKUT: Melekut âlemi.


ÂLEM-İ MENÂM: Uyku âlemi, rüya âlemi.


ÂLEM-İ MİSÂL: Rüyâda görülen âlem. Dünyada mevcud bulunan bütün eşya ve zuhura gelen bütün ef'âlin aynısı ile müretteb ve mütekevvin olan bir tarzı veya âlem-i ruhâninin bir nev'i. (L.R.)(Gördüm ki: Âlem-i misâl, nihâyetsiz fotoğraflar ve her bir fotoğraf, hadsiz hâdisât-ı dünyeviyeyi aynı zamanda hiç karıştırmıyarak alıyor. Binler dünya kadar büyük ve geniş bir sinema-i uhreviyye ve fâniyatın fâni ve zâil hallerini ve vaziyetlerini ve geçici hayatlarının meyvelerini sermedi temâşâgâhlarda ve Cennette Saadet-i ebediyye ashâblarına dünya macerâlarını ve eski hâtıralarını levhaları ile gözlerine göstermek için pek büyük bir fotoğraf makinesi olarak bildim. S.)


ÂLEM-İ NÂSUT: İnsanlar âlemi ve dünya hayatı. Mahlukiyet. Âlem-i Lâhut'un zıddı.


ÂLEM-İ SABAVET: Çocukluk dünyası.


ÂLEM-İ SİYASET: Siyâset dünyası, siyaset âlemi.


ÂLEM-İ SÜFLÎ: Süflilerin âlemi. Dünyâ âlemi. Âlem-i şehadet, âlem-i nâsut. (Şu kâinata nazar-ı hikmetle bakıldığı vakit, azim bir şecere mânasında görünür. Ve şecerenin nasıl dalları, yaprakları, çiçekleri, meyveleri vardır. Şu şecere-i hilkatin de bir şıkkı olan âlem-i süflinin: Anasır, dalları; nebatat ve eşcar, yaprakları; hayvanat, çiçekleri; insan, meyveleri hükmünde görünür. Sâni-i zülcelâl'in, ağaçlar hakkında câri olan bir kanunu, elbette şu şecere-i âzamda da câri olmak, mukteza-yı ism-i Hakîm'dir. S.)


ÂLEM-İ ŞAHADET: Şahâdet âlemi. Bu dünya. Cenâb-ı Hakkın âyetlerine ve emirlerine imân edenlerin, hakka, hakikate şahadette bulundukları ve Allah'a itaat ve ibadetle mükellef oldukları dünya âlemi.(Âlem-i şahadet, avâlim-i guyub üstünde tenteneli bir perdedir.


M.) ÂLEM-İ ŞUHUD: Bilip keşfedilen, görür gibi bilinen âlem. Görünen âlem. Dünya. Kâinat.


ÂLEM-İ TEKVİN: Devamlı değişen. Vücud ve hudus âlemi.


ÂLEM-İ ULVÎ: Ulvi âlem, ruhlar âlemi.


ÂLEM-İ ZUHUR: Görünen âlem, şahâdet âlemi, şu anda içinde yaşadığımız âlem.


ALEM-İ ZÂTÎ: Zata âit isim, zatına âit işâret, zâtına mahsus alâmet, delil.(Evet, Zât-ı Akdes'in alem-i zâtîsi ve en âzamî ismi olan Lafzullahtan sonra en âzam ismi olan Rahman, rızka bakar. Ve rızıktaki şükür ile ona yetişilir. Hem Rahman'ın en zâhir mânası, Rezzak'tır. M.

----Alıntıdır----

37:87 - "Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"

37:182 - Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.

38:87 - "O Kur'ân, bütün âlemler için bir zikir, bir öğüttür. "



Umarım yardımcı olabilmişimdir.
RockMerlin
Müptela
Müptela
 
İleti: 3092
Kayıt: 10 Mayıs 2011 19:58
Cinsiyet: Erkek
Yaş: 17
Şehir: İstanbul


Paranormal Varlıklar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok